Anayasa Mahkemesi Karari E: 2018/144 – 213 Sayili Kanun Hk.

Anayasa Mahkemesi E: 2018/144

26 Kasim 2019 Tarihli Resmi Gazete

Sayi: 30960

Anayasa Mahkemesi Baskanligindan:

Esas Sayisi : 2018/144

Karar Sayisi: 2019/72

Karar Tarihi: 19/9/2019

ITIRAZ YOLUNA BASVURAN: Istanbul 9. Vergi Mahkemesi

ITIRAZIN KONUSU: 4/1/1961 tarihli ve 213 sayili Vergi Usul Kanunu’na 23/7/2010 tarihli ve 6009 sayili Kanun’un 7. maddesiyle eklenen 107/A maddesine 7/4/2015 tarihli ve 6637 sayili Kanun’un 5. maddesiyle eklenen ikinci fikranin Anayasa’nin 10., 13. ve 36. maddelerine aykiriligi ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

OLAY: Davaci adina tarh edilen ve elektronik ortamda teblig edilen vergi ziyai cezali stopaj gelir vergisi ile özel usulsüzlük cezalarinin iptali talebiyle açilan davada itiraz konusu kuralin Anayasa’ya aykiri oldugu kanisina varan Mahkeme, iptali için basvurmustur.

I. IPTALI ISTENEN KANUN HÜKMÜ

Kanun’un itiraz konusu kuralin da yer aldigi 107/A maddesi söyledir:

“Elektronik ortamda teblig

Madde 107/A – (23/7/2010 tarihli ve 6009 saydi Kanun ‘un 7. maddesiyle eklenen madde)

Bu Kanun hükümlerine göre teblig yapilacak kimselere, 93 üncü maddede sayilan usullerle bagli kalinmaksizin, teblige elverisli elektronik bir adres vasitasiyla elektronik ortamda teblig yapilabilir.

(7/4/2015 tarihli ve 6637 sayili Kanun’un 5. maddesiyle eklenen fikra) Elektronik ortamda tebligat, muhatabin elektronik adresine ulastigi tarihi izleyen besinci günün sonunda yapilmis sayilir.

Maliye Bakanligi, elektronik ortamda yapilacak tebligle ilgili her türlü teknik altyapiyi kurmaya veya kurulmus olanlari kullanmaya, teblige elverisli elektronik adres kullanma zorunlulugu getirmeye ve kendisine elektronik ortamda teblig yapilacaklari ve elektronik teblige iliskin diger usul ve esaslari belirlemeye yetkilidir. ”

II. ILK INCELEME

1. Anayasa Mahkemesi Içtüzügü hükümleri uyarinca Zühtü ARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELI, Recep KÖMÜRCÜ, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Ridvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf Sevki HAKYEMEZ’in katilimlariyla 8/11/2018 tarihinde yapilan ilk inceleme toplantisinda isin esasinin incelenmesine OYBIRLIGIYLE karar verilmistir.

III. ESASIN INCELENMESI

2. Basvuru karan ve ekleri, Raportör Elif KARAKAS tarafindan hazirlanan isin esasina iliskin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanilan ve ilgili görülen Anayasa kurallari ile bunlarin gerekçeleri ve diger yasama belgeleri okunup incelendikten sonra geregi görüsülüp düsünüldü:

A. Genel Açiklama

3. Hukukumuzda tebligata iliskin temel esaslari düzenleyen genel kanun 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayili Tebligat Kanunu’dur. Ancak vergi islemlerinin tasidigi önem ve özellikler nedeniyle vergilendirmeyle ilgili tebligat hükümleri genel kanun hükümlerinden farkli olarak 213 sayili Kanun’da düzenlenmistir.

4. Öte yandan 7201 sayili Kanun’un 51. maddesinde, malî tebliglerin kendi kanunlarinda açik hüküm bulunmayan hâllerde anilan Kanun hükümlerine göre yapilacagi belirtilmistir. Bu nedenle vergilendirme islemlerine iliskin belgelerin tebliginde 213 sayili Kanun, bu Kanun’da hüküm bulunmamasi hâlinde ise 7201 sayili Kanun hükümlerinin uygulanmasi gerekir.

5. 213 sayili Kanun’un 21. maddesine göre teblig “vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususlarin yetkili makamlar tarafindan mükellefe veya ceza sorumlusuna yazi ile bildirilmesidir.

6. Kanun’un 93. maddesine göre tahakkuk fisinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazilar adresleri bilinen gerçek ve tüzel kisilere posta vasitasiyla ilmühaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ise ilan yolu ile teblig edilir. Genel kural bu olmakla birlikte teblig, ilgilinin kabul etmesi sartiyla vergi dairesinde veya komisyonda yapilabilecegi gibi Kanun’un 107. maddesi uyarinca memur vasitasiyla da yaptirilabilir. Kanun’un 107/A maddesinde ise 93. maddede sayilan usullere bagli kalinmaksizin elektronik ortamda teblig yapilabilecegi düzenlenmistir.

7. Kanun’un 102. maddesinde genel teblig yöntemi olan posta yoluyla teblige iliskin usul ve esaslar düzenlenmistir. Anilan maddenin dördüncü ve besinci fikralarina göre isyeri adresi olmayan ya da isyeri adresinde bulunamayanlarin adres kayit sisteminde bulunan yerlesim yeri adreslerine teblige çikilir. Teblig yapilacak kisinin anilan adreste bulunamamasi (adresten geçici ayrilmalar da dâhil) durumunda posta memuru tarafindan teblig alindisi üzerine durum serh ve imza edilerek teblig evraki, gönderildigi idareye iade edilir. Bunun üzerine tebligi çikaran merci tarafindan belirli bir süre sonra yeniden teblig çikarilir. Ikinci defa çikarilan teblig evraki da ayni sebeplerle teblig edilemezse teblig evrakinin gönderildigi idareden alinabilecegi serhini içeren bir pusula kapiya yapistirilir. Bu durum, posta memuru tarafindan teblig alindisi üzerine serh ve imza edilerek teblig evrakinin gönderildigi idareye iade edilir. Teblig evrakinin pusulanin yapistirildigi tarihten itibaren on bes gün içinde muhatabi tarafindan alinmasi hâlinde alindigi günde, bu süre içinde alinmamasi hâlinde ise on besinci günde teblig yapilmis sayilir.

8. Posta ile teblig yapilamamasi ya da yapilmasina imkân bulunmamasi durumunda basvurulan ilan yoluyla tebligde ise ilan yazisi Kanun’un 104. maddesi uyarinca teblig yapan vergi dairesinin ilan koymaya mahsus mahalline asilir ve usulüne göre ilana çikarilir. Ilan yazisinin bir sureti mükellefin bilinen son adresinin bagli oldugu muhtarliga gönderilir. Ilan tarihinden baslayarak bir ay içinde vergi dairesine müracaat edilmez veya adres bildirilmezse ilgililere 106. madde uyarinca bir ayin sonunda teblig yapilmis sayilir. Ilanla yapilan teblig konusunun Kanun’da belirtilen para miktarini geçip geçmemesine göre gazetede ilani gerekebilecegi gibi teblig konusunun degerine göre bu ilanin yerel gazetenin yani sira ulusal yayin yapan günlük gazetede de yapilmasi söz konusu olabilir.

9. Vergi hukukumuzda elektronik tebligat uygulamasinin yasal dayanagini 213 sayili Kanun’un 107/A maddesi olusturmaktadir.

10. Anilan maddenin üçüncü fikrasina göre Maliye Bakanligi, elektronik ortamda yapilacak tebligle ilgili her türlü teknik altyapiyi kurmaya veya kurulmus olanlari kullanmaya, teblige elverisli elektronik adres kullanma zorunlulugu getirmeye, kendisine elektronik ortamda teblig yapilacaklari ve elektronik teblige iliskin diger usul ve esaslari belirlemeye yetkili kilinmistir.

11. Söz konusu yetkiye dayanilarak Maliye Bakanligi tarafindan 27/8/2015 tarihli ve 29458 sayili Resmî Gazete’de yayimlanan 456 sira No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebligi çikarilmis olup bu Teblig’le vergi dairelerince düzenlenen ve Kanun hükümlerine göre muhataplarina tebligi gereken belgelerin elektronik ortamda teblig edilmesine iliskin usul ve esaslar belirlenmistir.

12. Teblig’in 3. maddesinde elektronik tebligat sistemi “Bilisim sistemleri vasitasiyla muhatabin elektronik tebligat adresine iletilmek üzere, teblig evrakinin gönderildigi ve elektronik ortamda demlendirilerek tesliminin saglandigi sistem ” olarak; elektronik tebligat ise “213 sayili Kanun hükümlerine göre tebligi gereken evrakin Elektronik Tebligat Sistemi ile muhataplarin elektronik adreslerine teblig edilmesi ” seklinde tanimlanmistir.

13. Teblig’in “Elektronik Tebligat Yapilacak Kisiler” baslikli 4. maddesine göre teblige elverisli elektronik adres kullanma zorunlulugu getirilen ve kendisine elektronik ortamda teblig yapilabilecek olanlar kurumlar vergisi mükellefleri, ticari, zirai ve mesleki kazanç yönünden gelir vergisi mükellefiyeti bulunanlar (Kazançlari basit usulde tespit edilenlerle gerçek usulde vergiye tabi olmayan çiftçiler hariç) ve istege bagli olarak kendilerine elektronik tebligat yapilmasini talep edenlerdir.

14. Bu kisilerden istege bagli olarak kendilerine elektronik tebligat yapilmasini talep edenler disinda kalanlarin Teblig ile belirlenen sürelerde bildirimde bulunarak elektronik tebligat adresi alma ve elektronik tebligat sistemini kullanma zorunluluklari bulunmaktadir. Istege bagli olarak kendilerine elektronik tebligat yapilmasini talep edenler de bagli olduklari vergi dairesine basvurarak bu sistemden yararlanabileceklerdir.

15. Teblig’in 15. Teblig’in “Elektronik Tebligatin Gönderilmesi ve Muhatabina Iletilmesi” baslikli 6. maddesinde elektronik tebligat sistemine internet vergi dairesi üzerinden erisilecegi, internet vergi dairesi kullanici kodu, parola ve sifresine sahip olan gerçek ve tüzel kisilerin sifreleriyle elektronik tebligat adreslerine ulasacaklari belirtilmis; olay kayitlarinin islem zaman bilgisi (bir elektronik verinin üretildigi, degistirildigi, gönderildigi, alindigi ve/veya kaydedildigi zaman bilgisi) eklenerek erisilebilir sekilde arsivlerde otuz yil süreyle saklanacagi, hesaba erisim bilgilerinin iletimi ile sisteme erisimin güvenli bir sekilde yapilmasi için gerekli tedbirlerin Gelir Idaresi Baskanligi tarafindan alinacagi, talep olmasi hâlinde elektronik tebligata iliskin delil kayitlarinin ilgilisine veya yetkili mercilere sunulacagi ifade edilmistir.

B. Itirazin Gerekçesi

16. Basvuru kararinda özetle; kural ile elektronik ortamda tebligatin gerçeklesmis sayilmasi için teblige konu evrakin muhatap tarafindan elektronik ortamda açilip açilmadigi dikkate alinmaksizin muhatabin elektronik adresine ulasmasinin yeterli görüldügü ve ulasma tarihini izleyen besinci günün sonunda tebligatin yapilmis sayilacaginin hükme baglandigi ancak bes günlük sürenin muhatabin haklarini kullanmasini saglayacak yeterli ve makul bir süre olarak kabul edilemeyecegi, posta yoluyla ve ilanen teblig usulünde tebligin yapilmis sayilmasi için öngörülen sürelerle karsilastirildiginda bes günlük sürenin kisa oldugu, elektronik tebligatin gönderildigine dair bilgilendirmeyi saglayan kisa mesaj servisi (SMS) hizmetinin zorunlu olmamasi ve mükelleflerin tamami tarafindan talep edilmemesi karsisinda amaca hizmet etmedigi, elektronik tebligat sistemine geçilmesiyle birlikte sistemden önce ve sonra mükellefiyet tesis ettirenler arasinda uygulanacak tebligat yöntemleri yönünden farkliliklar meydana geldigi belirtilerek kuralin Anayasa’nin 10., 13. ve 36. maddelerine aykiri oldugu ileri sürülmüstür.

C. Anayasa’ya Aykirilik Sorunu

17. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayili Anayasa Mahkemesinin Kurulusu ve Yargilama Usulleri Hakkinda Kanun’un 43. maddesi uyarinca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nin 125. maddesi yönünden de incelenmistir.

18. Kural, elektronik ortamda tebligatin muhatabin elektronik adresine ulastigi tarihi izleyen besinci günün sonunda yapilmis sayilacagini öngörmektedir.

19. Anayasa’nin 125. maddesinin üçüncü fikrasinda, idari islemlere karsi açilacak davalarda sürenin yazili bildirim tarihinden baslayacagi öngörülmüstür. Anilan düzenleme ile ilgilinin hakkinda tesis edilen islemin içeriginden haberdar edilmesi ve bu yolla isleme karsi kullanabilecegi dava açma hakkinin korunmasi amaçlanmistir.

20. Tebligat, yetkili makamlarca birtakim hukuki islemlerin bu islemin hukuki sonuçlarindan etkilenmeleri amaçlanan kisilere kanuna uygun sekilde bildirimi ve bu bildirimin usulüne uygun olarak yapildiginin belgelendirilmesi islemidir. Islemlerin kendilerine baglanan hukuki sonuçlari dogurabilmesi için muhatabina bildirilmesi gerekir. Tebligat, Anayasa’da güvence altina alinmis olan iddia ve savunma hakkinin tam olarak kullanilabilmesinin ve bireylere taninan hak arama hürriyetinin önemli güvencelerinden biridir.

21. Anayasa’nin 125. maddesinin üçüncü fikrasinda idari islemlere karsi açilacak davalarda sürenin yazili bildirim tarihinden baslayacagi öngörülmek suretiyle idari islemlere karsi dava açma süresinin baslangici yönünden farkli bir yasal düzenleme getirilmesine imkân taninmamistir. Idarenin vergi hukukuna dayali olarak tesis ettigi islemlere karsi açilacak davalarda dava açma süresinin baslangicina iliskin olarak getirilen yasal düzenlemeler de Anayasa’nin anilan maddesi kapsaminda yer almaktadir.

22. Yönetimde açiklik ilkesinin de bir sonucu olan yazili bildirimin amaci, ilgilinin hakkinda tesis edilen islem konusunda bilgilendirilmesi ve söz konusu bilgilendirmenin hangi tarihte yapildiginin belgelendirilebilir olmasidir. Anayasa’nin 125. maddesinin üçüncü fikrasinda dava açma süresinin yazili bildirim tarihinden itibaren islemeye baslayacagi belirtilmekle birlikte yazili bildirimin yapilis usulüne iliskin herhangi bir sinirlayici hükme yer verilmemistir.

23. 213 sayili Kanun kapsaminda uygulanmasi öngörülen elektronik tebligat sistemini düzenleyen mevzuat hükümleri incelendiginde muhatabin vergi dairesince elektronik adresine gönderilen teblig evrakina internet vergi dairesi ve kendisine ait kullanici sifresi araciligiyla erisebilecegi, dolayisiyla hakkindaki idari islemin içeriginden yazili sekilde haberdar olabilecegi anlasilmaktadir. Bu bakimdan elektronik ortamda yapilan tebligatin yazili bilgilendirme fonksiyonunun mevcut oldugu görülmektedir. Öte yandan teblig evrakinin muhatabin elektronik adresine hangi tarihte ulastiginin sistem üzerinden belgelendirilmesi mümkün oldugundan elektronik tebligatin belgelendirme fonksiyonu da bulunmaktadir.

24. Bu itibarla elektronik tebligatin kanun koyucu tarafindan 213 sayili Kanun kapsaminda uygulanan diger geleneksel teblig yöntemlerinden ayri bir yöntem olarak düzenlendigi ve bunlarla ayni hüküm ve sonuçlara sahip oldugu, diger teblig yöntemlerinde oldugu gibi bilgilendirme ve belgelendirme fonksiyonunun mevcut oldugu, yalnizca tebligat isleminde kullanilan araçlar yönünden farklilik arz ettigi gözetildiginde elektronik ortamda yapilan tebligin Anayasa’nin 125. maddesi kapsaminda yazili bildirim niteligi tasidigi sonucuna varilmistir.

25. Anayasa’nin 36. maddesinin birinci fikrasinda “Herkes, mesru vasita ve yollardan faydalanmak suretiyle yargi mercileri önünde davaci veya davali olarak iddia ve savunma ile adil yargilanma hakkina sahiptir ” hükmüne yer verilmek suretiyle hak arama hürriyeti güvence altina alinmistir.

26. Hak arama hürriyetinin temel unsurlarindan biri mahkemeye erisim hakkidir. Mahkemeye erisim hakki, hukuki bir uyusmazligin bu konuda karar verme yetkisine sahip bir mahkeme önüne götürülmesi hakkini da kapsar. Kisinin ugradigi bir haksizliga veya zarara karsi kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldigi haksiz bir uygulama veya isleme karsi hakliligini ileri sürüp kanitlayabilmesinin, zararini giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu yargi mercileri önünde dava hakkini kullanabilmesidir. Kisilere yargi mercileri önünde dava hakkinin taninmasi, hak arama hürriyetinin ön kosulunu olusturur.

27. Dava açma süresinin baslangicina esas alinmasi nedeniyle tebligin hangi tarihte yapilmis sayilacagi hususunu düzenleyen kuralin mahkemeye erisim hakkini etkiledigi tartismasizdir.

28. Idari mercilerin ilgililere tebligat yapmasiyla birlikte teblige konu isleme karsi idareye basvuru süresi ve hak düsürücü nitelikte olan dava açma süresi islemeye baslamakta ve bu süreler geçirildikten sonra yargi mercileri nezdinde dava açma hakki yitirilmektedir. Idareye basvuru ve dava açma süresini elektronik tebligatin muhatabin elektronik adresine ulastigi tarihi izleyen besinci günün sonu itibariyla baslatan itiraz konusu kuralla tebligatin yapilmis sayilmasi ve dolayisiyla dava açma süresinin baslamasi için belirli bir zaman kisitlamasi öngörüldügü dikkate alindiginda mahkemeye erisim hakkina yönelik bir sinirlama yapildigi açiktir.

29. Anayasanin 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksizin yalnizca Anayasanin ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bagli olarak ve ancak kanunla sinirlanabilir. Bu sinirlamalar, Anayasanin sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykiri olamaz. ” denilmektedir. Buna göre hak arama hürriyetine sinirlama getiren kanuni düzenlemelerin Anayasa’da öngörülen sinirlama sebebine uygun olmasi ve ölçülü olmasi gerekir.

30. Ölçülülük ilkesi ise elverislilik, gereklilik ve orantililik olmak üzere üç alt ilkeden olusmaktadir. Elverislilik öngörülen sinirlamanin ulasilmak istenen amaci gerçeklestirmeye elverisli olmasini, gereklilik ulasilmak istenen amaç bakimindan sinirlamanin zorunlu olmasini diger bir ifadeyle ayni amaca daha hafif bir sinirlama ile ulasilmasinin mümkün olmamasini, orantililik ise hakka getirilen sinirlama ile ulasilmak istenen amaç arasinda makul bir dengenin gözetilmesi gerekliligini ifade etmektedir.

31. Anayasa’nin 36. maddesinde, hak arama hürriyeti için herhangi bir sinirlama nedeni öngörülmemis olmakla birlikte Anayasa’nin baska maddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devlete yüklenen ödevler özel sinirlama sebebi gösterilmemis hak ve özgürlüklere sinir teskil edebilir.

32. Mevzuatta öngörülen itiraz ve dava açma süreleri ayni zamanda hukuk devletinin gereklerinden olan hukuki güvenlik ilkesiyle dogrudan ilgili olup kurallarin belirli ve öngörülebilir olmasinin yani sira idarenin söz konusu kurallara yönelik uygulamalarindaki sürekliligin idare ve tüm bireyler açisindan önemi açiktir. Bu baglamda kamu yarari düsüncesinin de bir yansimasi olan hukuki güvenlik ilkesinin hak arama hürriyetinin sinirini olusturabilmesi mümkün olmakla birlikte bu sinirlamanin Anayasa’nin 13. maddesinde öngörülen güvencelere aykiri olmamasi gerekir.

33. Kanun’un “Elektronik ortamda teblig” kenar baslikli 107/A maddesinin gerekçesinde Kanun’a göre tebligatin esas olarak posta yoluyla yapilmakta oldugu, öngörülen düzenlemeyle vergi mevzuati çerçevesinde yapilabilecek tüm tebliglerin elektronik ortamda yapilabilmesine imkân saglandigi, tebligin elverisli elektronik bir adrese yapilmasi suretiyle vergi güvenliginin ve muhatabin hukuki sonuçlar açisindan tebligden haberdar olmasinin saglandigi ifade edilmistir. Anilan maddeye 6637 sayili Kanun’la eklenen itiraz konusu kuralin gerekçesinde de elektronik ortamda yapilacak tebligatin yapilma zamaninin 7201 sayili Kanun’a kosut bir sekilde açikliga kavusturuldugu belirtilmistir.

34. Kuralla, haklarinda vergi dairelerince düzenlenen islemlerden mükelleflerin haberdar edilmelerinin ve anilan islemlere karsi idari ya da yargisal yollara basvurmalari için öngörülen sürelerin gecikmeksizin islemeye baslamasinin amaçlandigi anlasilmaktadir. Bu sekilde hem vergi idareleri ile mükellef ya da ilgililer arasindaki ihtilaflarin bir an önce giderilmesi hem de idari faaliyetlerin uzun süre iptal tehdidi altinda kalmadan sürdürülebilmesi ve böylece idari istikrarin saglanmasinin hedeflendigi görülmektedir. Söz konusu amaca ulasma yönünden teblige konu evrakin muhatabin elektronik adresine gönderilmesinden makul bir süre sonra tebligin yapilmis sayilmasinin elverisli ve gerekli bir araç olmadigi söylenemez.

35. Kuralda tebligin yapilmis sayilmasi için geçmesi öngörülen bes günlük sürenin baslangici olarak teblige konu evrakin muhatabin elektronik adresine ulastigi tarih esas alinmistir. Kanun koyucunun bu yöndeki tercihi Anayasa’ya aykiri olmamak kaydiyla takdir yetkisi kapsamindadir.

36. Kanun koyucu tarafindan, mükellefin elektronik adresine giris yaptigi veya elektronik tebligati açtigi tarihte tebligin gerçeklesmis sayilmasi yerine tebligatin elektronik adrese ulastigi tarih esas alinmis olmakla birlikte muhatabin fiziki ortamda gerçeklesmeyen tebligattan haberdar olabilmesinin belirli bir süreyi gerektirecegi gözetilerek tebligin yapilmis sayilmasi için elektronik adrese ulastigi tarihten itibaren ayrica bes günlük bir sürenin öngörüldügü anlasilmaktadir. Zira muhatabin elektronik ortamda tarafina iletilen tebligattan haberdar olabilmesi internet vergi dairesi araciligiyla kendi elektronik adresine erisim saglamasina ve dolayisiyla elektronik adresini kontrol etmesine baglidir.

37. Bu bakimdan itiraz konusu kural, muhataplara öncelikle elektronik posta adreslerini belirli araliklarla kontrol etme yükümlülügü yüklemektedir. Anilan yükümlülüge beser günlük araliklarla uyuldugu takdirde hukuki yollara basvuru süresi yönünden herhangi bir hak kaybi olmayacaktir. Muhatabin elektronik posta adresini her gün ya da bes günden daha az araliklarla kontrol etmesi hâlinde ise tebligin yapilmis sayilacagi tarihten de önce tebligattan haberdar olunacagi için dava açma süresi yönünden bir hak kaybi yasanmayacagi gibi bu sürenin birkaç gün daha uzamasi söz konusu olacaktir.

38. Öte yandan Kanun’da düzenlenen diger tebligat yöntemlerinde de tebligin yapilmis sayilmasi, kuraldakine benzer sekilde belirli sürelerin geçmis olmasi sartina baglanmistir. Posta yoluyla tebligde bu süre on bes gün, ilan yoluyla tebligde ise bir ay olarak düzenlenmistir.

39. Söz konusu sürelerin itiraz konusu kuralda öngörülen bes günlük süreden daha fazla oldugu, bu yönüyle muhatabin teblige konu evraki teblig etmis sayilmasi için diger teblig yöntemlerinde daha genis bir zaman dilimi öngörüldügü görülmektedir. Bununla birlikte bu sürelerin muhatabin yerlesim yeri adresinde iki kez bulunamamasi ve teblig imkânsizligi gibi muhataba fiziki olarak ulasmanin denendigi ancak gerçeklestirilemedigi durumlara özgü oldugunun göz önünde bulundurulmasi gerekir. Dolayisiyla anilan sürelerin belirlenmesinde muhataba fiziki yollarla ulasabilme imkân ve ihtimalinin belirleyici oldugu anlasilmaktadir.

40. Buna göre muhatabin geçici ya da kalici olarak terk etmis olma ihtimali bulunan bir adresin kapisina yapistirilan pusuladan ya da ilan yoluyla yapilan bir tebligattan haberdar olabilme imkân ve ihtimaline kiyasla mevcut bir elektronik posta adresi araciligiyla gönderilen bir tebligata ulasilabilirliginin günümüz teknolojik kosullarinda ayni ölçüde zorluga sahip oldugundan söz edilemeyecegi açiktir.

41. Diger taraftan Kanun’un “Mücbir sebeplerle gecikme:” kenar baslikli 15. maddesinde vergi ödevlerinden herhangi birinin yerine getirilmesine engel olacak derecede agir kaza, agir hastalik, tutukluluk, yangin, yer sarsintisi ve su basmasi gibi afetler, kisinin iradesi disinda meydana gelen zorunlu kayiplar, sahibinin iradesi disindaki sebepler dolayisiyla defter ve vesikalarinin elinden çikmis bulunmasi gibi hâllerden birinin varligi ve bu durumun herkesçe biliniyor olmasi ya da ilgilisi tarafindan belgelenmesi veya ispat edilmesi durumunda bu sebep ortadan kalkincaya kadar kanuni ve idari sürelerin islemeyecegi hüküm altina alinmistir. Anilan hükmün mücbir sebep hâllerinden birinin varligi durumunda kural ile getirilen bes günlük kanuni süre yönünden de uygulanacagi açiktir.

42. Bu durumda günümüz teknolojik imkân ve kosullarinda elektronik posta adresini beser günlük aralarla kontrol etme yükümlülügünün mücbir sebep hâllerinde bes günlük kanuni sürenin islemeyecegi hususu da gözetildiginde makul olmayan bir külfet getirmedigi, kuralda birey ile kamu yarari arasindaki dengenin korundugu, mahkemeye erisim hakkina getirilen sinirlamanin ölçülü oldugu sonucuna ulasilmistir.

43. Anayasa’nin 10. maddesinde “Herkes, dil, irk, renk, cinsiyet, siyasî düsünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayirim gözetilmeksizin kanun önünde esittir./ Kadinlar ve erkekler esit haklara sahiptir. Devlet, bu esitligin yasama geçmesini saglamakla yükümlüdür. Bu maksatla alinacak tedbirler esitlik ilkesine aykiri olarak yorumlanamaz./ Çocuklar, yaslilar, özürlüler, harp ve vazife sehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alinacak tedbirler esitlik ilkesine aykiri sayilmaz./ Hiçbir kisiye, aileye, zümreye veya sinifa imtiyaz taninamaz./ Devlet organlari ve idare makamlari bütün islemlerinde kanun önünde esitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadirlar. ”denilmek suretiyle kanun önünde esitlik ilkesine yer verilmistir.

44. Anayasa’nin anilan maddesinde belirtilen kanun önünde esitlik ilkesi hukuksal durumlari ayni olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli degil hukuksal esitlik öngörülmüstür. Esitlik ilkesinin amaci ayni durumda bulunan kisilerin kanunlar karsisinda ayni isleme bagli tutulmalarini saglamak, kisiler arasinda ayrim yapilmasini ve kisilere ayricalik taninmasini önlemektir. Bu ilkeyle, ayni durumda bulunan kimi kisi ve topluluklara ayri kurallar uygulanarak kanun karsisinda esitligin çignenmesi yasaklanmistir. Kanun önünde esitlik, herkesin her yönden ayni kurallara bagli tutulacagi anlamina gelmez. Durumlarindaki özellikler, kimi kisiler ya da topluluklar için degisik kurallari ve uygulamalari gerektirebilir. Ayni hukuksal durumlar ayni, ayri hukuksal durumlar farkli kurallara bagli tutulursa Anayasa’da öngörülen esitlik ilkesi zedelenmez.

45. Kanun koyucu tarafindan itiraz konusu kuralda kendilerine elektronik tebligat yapilacak kisiler arasinda herhangi bir ayrim öngörülmemistir. Itiraz yoluna basvuran Mahkemenin elektronik tebligat sistemine dâhil edilen mükellefler arasinda esitsizlige yol açildigi yönündeki itirazinin yukarida sözü edilen Teblig’in uygulanmasina iliskin oldugu anlasilmaktadir.

46. Bu itibarla elektronik tebligat sistemine geçilmeden önce mükellef olanlar ile sisteme geçildikten sonra mükellef olanlar arasinda farkli muameleye yol açacak herhangi bir ayrim öngörmeyen kuralda esitlik ilkesine aykiriliktan söz edilemez.

47. Açiklanan nedenlerle kural, Anayasa’nin 10., 13., 36. ve 125. maddelerine aykiri degildir. Itirazin reddi gerekir.

IV. HÜKÜM

4/1/1961 tarihli ve 213 sayili Vergi Usul Kanunu’nun 23/7/2010 tarihli 6009 sayili Kanun’un 7. maddesiyle eklenen 107/A maddesine, 7/4/2015 tarihli ve 6637 sayili Kanun’un

5. maddesiyle eklenen ikinci fikranin, Anayasa’ya aykiri olmadigina ve itirazin REDDINE Zühtü ARSLAN, Engin YILDIRIM ile Serdar ÖZGÜLDÜR’ün karsioylari ve OYÇOKLUGUYLA, 19/9/2019 tarihinde karar verildi.

Baskan Zühtü ARSLAN

Baskanvekili Engin YILDIRIM

Baskanvekili Hasan Tahsin GÖKCAN

Üye Serdar ÖZGÜLDÜR

Üye Recep KÖMÜRCÜ

Üye Burhan ÜSTÜN

Üye Hicabi DURSUN

Üye Celal Mümtaz AKINCI

Üye Muammer TOPAL

Üye M. Emin KUZ

Üye Kadir ÖZKAYA

Üye Ridvan GÜLEÇ

Üye Recai AKYEL

Üye Yusuf Sevki HAKYEMEZ

Üye Yildiz SEFERINOGLU

Üye Selahaddin MENTES

KARSIOY GEREKÇESI

Esas Sayisi : 2018/144

Karar Sayisi: 2019/72

1. 4/1/1961 tarihli ve 213 sayili Vergi Usul Kanunu’nun 107/A maddesine, 7/4/2015 tarihli ve 6637 sayili Kanun’un 5. maddesiyle eklenen ikinci fikranin, Anayasa’ya aykiri oldugu iddiasi Mahkememiz çogunlugu tarafindan reddedilmistir.

2. Iptali istenen kural “Elektronik ortamda tebligat, muhatabin elektronik adresine ulastigi tarihi izleyen besinci günün sonunda yapilmis sayilir” seklindedir. Buna göre, vergilendirme islemlerinde elektronik ortamda yapilacak olan tebligat, mükellefin veya ceza sorumlusunun elektronik adresine ulastigi tarihi izleyen besinci günün sonunda ilgilisine yapilmis sayilacaktir.

3. Diger idari islemlerde oldugu gibi, vergi hukukunda da tebligat tarihi vergi mükelleflerinin yapilan isleme karsi itiraz ve dava açma haklarini kullanabilmeleri için hayati derecede önemlidir. Bu haliyle kural, dava açma süresini elektronik bildirimin muhatabin adresine ulasmasini izleyen besinci günden itibaren baslatmakta, dolayisiyla bireylerin hak arama hürriyetine yönelik bir sinirlama getirmektedir.

4. Kuralin tarh edilen vergi ve kesilen cezalarin sürüncemede kalmadan bir an önce kesinlesmesini amaçladigi söylenebilir. Ancak hak arama hürriyetine yönelik sinirlamanin mesru amacinin olmasi yeterli olmayip ölçülü olmasi da gerekir.

5. Bilindigi üzere tebligatin amaci kisilerin yapilan islemden haberdar olmasini, dolayisiyla buna karsi itiraz veya dava haklarini kullanabilmelerini saglamaktir. Bu nedenle kural olarak tebligatin yapilmis sayilabilmesi için muhatabin bundan haberdar olmasi gerekir.

6. Anayasa Mahkemesi, 4734 sayili Kamu Ihale Kanunu’nun 65. maddesinin birinci fikrasinin (a) bendinde yer alan “Iadeli taahhütlü mektupla yapilan tebligatlarda mektubun postaya verilmesini takip eden yedinci gün, … kararin istekliye teblig tarihi sayilir” hükmünü Anayasa’nin 2., 13. ve 36. maddelerine aykiri bularak iptal etmistir. Iptal gerekçesinde kisilerin kendilerinden kaynaklanmayan ve kendilerine kusur izafe edilmesi mümkün olmayan nedenlerle tebligatin yapilmamasi ya da gecikmesi yüzünden hak arama hürriyetlerini kullanamayabilecekleri, kuralin “kendilerinden kaynaklanmayan gecikmelere karsi kisilere yeterince koruma saglamadigi için hukuki güvenlik ilkesine aykirilik olusturdugu gibi kisilerin hak arama özgürlügünün özünü de zedeledigi’’’’ vurgulanmistir (AYM, E.2012/20, K.2012/132, 27/9/2012).

7. Itiraz konusu kural, elektronik tebligat usulünde elektronik bildirimin muhatabin adresine ulasmasini yeterli görmekte, ayrica ilgilinin bunu ögrenip ögrenmedigine herhangi bir deger atfetmemektedir. Kisiler su ya da bu nedenle vergi idaresi tarafindan elektronik adreslerine ulastirilan bildirimleri görmediklerinde ya da açamadiklarinda dava açma süresini kaçirabileceklerdir. Tam da bu nedenle uygulamada bu sorunu gidermek için idare tarafindan ilgili kisiyi haberdar etmeye yönelik sms ve e-mail gönderme yoluna gidilmektedir. Dahasi kuralin uygulanmasi sonucu verilen süre yönünden davanin reddi kararlarina karsi istinaf asamasinda “mükellefin elektronik ortama giris yapip yapmadigi ile bilgilendirme yapilip yapilmadiginin idarece ortaya konulmamasi’ gerekçesiyle bozma kararlari verildigi görülmektedir (Istanbul Bölge Idare Mahkemesi Birinci Vergi Dairesi, E. 2018/585, K. 2018/881,10/4/2018. Ayni yönde bkz. Izmir Bölge Idare Mahkemesi Ikinci Vergi Dairesi, E. 2018/431, K. 2018/699,18/6/2018).

8. Iptali istenen kural, itiraz yoluna basvuran mahkemenin basvuru kararinda belirtildigi gibi, vergi idaresine ilgili mükellefin sisteme giris yapip yapmadigini dolayisiyla yapilan elektronik teblige muttali olup olmadigini teyit etme ya da ayrica bu yönde bildirimde bulunma seklinde bir yükümlülük getirmemektedir. Hâlbuki hak arama hürriyetinin etkili sekilde kullanilmasi, kisinin kendisiyle ilgili bir idari islem hakkinda haberdar olmasi sartina baglidir.

9. Hiç kuskusuz içinde bulundugumuz teknolojik çagin gereklerinden biri olarak ortaya çikan elektronik tebligat kurumuna özgü bazi farkli düzenlemelerin yapilmasi mümkündür. Bu kapsamda elektronik adrese gönderilen bildirimleri bilerek açmama gibi kötüye kullanmalari önlemeye yönelik olarak tebligat için bildirimin ulastigi tarih esas alinabilir. Ancak bu durumda da muhataba asiri bir külfet yüklenmemesi, bildirimin ulastigi tarihten itibaren makul bir süre içinde tebligatin yapilmis sayilmasi gerekir.

10. Iptali istenen kural kisinin sisteme giris yapip elektronik tebligden haberdar olmasi sartini aramadigi gibi, haberdar olmasini saglamaya yönelik baskaca bir tedbir de öngörmemektedir. Diger yandan kural elektronik bildirimin ulastigi tarihten itibaren bes gün gibi makul olmayan bir sürenin sonunda tebligatin yapilmis sayilacagini belirtmektedir. Bu nedenle bir anlamda mükellefe en geç bes günde bir elektronik adresini kontrol etme yükümlülügü getiren düzenlemenin hak arama hürriyetine ölçülü olmayan bir sinirlama getirdigi açiktir.

11. Açiklanan gerekçelerle kuralin Anayasa’nin 13. ve 36. maddelerine aykiri oldugunu düsündügümden çogunlugun red yönündeki görüsüne katilmiyorum.

Baskan Zühtü ARSLAN

KARSIOY GEREKÇESI

Esas Sayisi : 2018/144

Karar Sayisi: 2019/72

1. Itiraz konusu yasal düzenleme, elektronik ortamda tebligata konu evrakin ilgilinin sistemdeki elektronik adresine ulasmasini yeterli görerek muhatabin söz konusu elektronik tebligati açip, açmadigini dikkate almaksizin tebligatin ulastigi tarihi izleyen besinci günün sonunda yapildigini kabul etmektedir.

2. Kural, tebligatin muhatabinin mutlak surette gönderilen evraki açtigi varsayima dayanmaktadir. Bununla birlikte elektronik tebligatin gönderildigine dair bilgilendirmeyi saglayan kisa mesaj hizmeti zorunlu degildir ve mükelleflerin tamami tarafindan talep edilmemektedir.

3. Kural, elektronik teblige konu islemlere karsi dava açma hakkini ortadan kaldirmamakla beraber tebligatin yapilmis sayilmasi ve dolayisiyla dava açma süresinin baslamasi için belirli bir zaman sinirlamasi öngörmesi mahkemeye erisim hakkina müdahale anlamina gelmektedir.

4. Mükellefin elektronik ortama giris yaptigi ve tebligati açtigi tarihin esas alinmasi yerine tebligatin ulastigi tarihin esas alinmasinin bazi mükelleflerin vergi islemlerine özel tebligat adreslerine kasten erisim saglamayabilecekleri endisesinden kaynaklandigini söyleyebiliriz. Kötü niyetli mükelleflerin olacagi varsayimindan hareketle iyi niyetli olan ama bir takim nedenlerle kendilerine gönderilen elektronik tebligati aç(a)mayan mükellefler de itiraz konusu kural nedeniyle bir çesit yaptirima ugramaktadir. Zira mahkemeye erisim hakki yönünden bes gün gibi kisa sayilabilecek bir sürenin sonunda hak düsürücü süre baslamaktadir.

5. Ilgili kisinin hayatin olagan akisi içerisinde çesitli nedenlerle tebligati açmamasi göz önüne alinmadan kanunen tebligatin tamamlanmasi için öngörülen bes günlük süre Anayasa’nin 36. maddesi baglaminda hak arama özgürlügüne ve dolayisiyla mahkemeye erisim hakkina orantisiz bir müdahaleye neden olmaktadir.

6. Sonuç olarak, itiraza konu kuralin Anayasa’nin 13. ve 36. maddelerine aykiri oldugu düsüncesiyle çogunluk kararma katilmadim.

Baskanvekili Engin YILDIRIM

KARSIOY GEREKÇESI

Esas Sayisi : 2018/144

Karar Sayisi: 2019/72

1. Itiraz konusu kural (213 sayili Vergi Usul Kanunu’nun 107/A maddesinin ikinci fikrasi) “Elektronik ortamda tebligat, muhatabin elektronik adresine ulastigi tarihi izleyen besinci günün sonunda yapilmis sayilir. ” hükmünü tasimaktadir. 213 sayili Kanunun 107/A maddesinin üçüncü fikrasinda ise Elektronik tebligatin kapsami ile bu konuda gerekli alt yapiyi kurma ve diger usul ve esaslari belirleme konusunda Maliye Bakanligina yetki verilmektedir. Maliye Bakanligi da bu yetkisini 27/8/2015 tarih ve 29458 sayili Resmi Gazete’de yayinlanan 456 Sira No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebligi ile kullanmis ve Kurumlar Vergisi mükellefleri ile ticari, zirai ve mesleki kazanç yönünden gelir vergisi mükellefiyeti bulunanlar (kazançlari basit usulde tespit edilenlerle gerçek usulde vergiye tâbi olmayan çiftçiler hariç) ve ayrica istege bagli olarak kendilerine elektronik tebligat yapilmasini talep edenler bakimindan elektronik tebligat usulü yürürlüge konulmustur.

2. Vergi, vatandaslarin büyük bir bölümünü dogrudan ilgilendirmesi ve kapsamasi itibariyle Anayasal önemi haiz bir kamu külfetidir. Bu külfetle ilgili olarak Vergi Idaresince tesis edilen islemlerin ilgililere (mükelleflere) tebligi bu nedenle büyük önem tasimaktadir. Tebligat Kanunu hükümlerine göre geleneksel yollardan yapilan teblig usulünde mükellefe taninan idari ve yargisal süreler teblig tarihinden baslamaktadir. Bu usulde teblig tarihi, normal sartlarda evrakin muhatabina teslim edildigi gün, yani muhatabin tebligden haberdar oldugu gün olarak kabul edilir. Itiraz konusu elektronik teblig (e-tebligat) usulünde ise teblig tarihi, ilgili evrakin muhatabin elektronik ortamdaki adresine gönderilmesini izleyen besinci günün sonunda yapilmis kabul edilmektedir. Yine Vergi Usul Kanunu’nun 100. ve 102. maddelerine göre, posta ile yapilacak tebligat islemlerinde, bilinen adrese gönderilen evrakin muhataba teslim edildigi tarih teblig tarihi olarak kabul edilir. Teblig yapilacak kisi adresinde bulunmazsa ya da adresten geçici olarak ayrilmissa, iade edilen evrakin muhatabinca alinmamasi halinde on besinci günde teblig yapilmis sayilir. Ilanen yapilacak tebligatlarda ise ilan tarihinden itibaren bir ayin sonunda teblig yapilmis sayilmaktadir. Tebligatin mahkemeye erisim hakki ile dogrudan ilgili olmasi itibariyle, besinci günün sonunda elektronik tebligatin yapilmis sayilacagina iliskin kuralin, bu hakki esasli biçimde sinirlandirdigi açiktir.

3. Herseyden önce, itiraz konusu kuralin esasli bir çerçeveye sahip olmadigi, yasada bu yetkinin ne sekilde kullanilacagina dair temel usul ve esaslarin belirtilmedigi ve toplumun büyük bir kesimini ilgilendiren bir konuda Maliye Bakanligi’nin tek yetkili merci olarak belirlendigi görülmektedir. Bu yönü itibariyle kuralin Anayasa’nin 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesine aykiriligi açiktir. Öte yandan, Anayasa’nm 125. maddesinin açikligi (yazili bildirim sarti) karsisinda, mükellefler yönünden getirilen zorunlu elektronik tebligatin Anayasa’nm bu hükmüyle de çelistigi görülmektedir.

4. Vergi Usul Kanunu’ndaki klasik teblig usulleriyle öngörülen teblig süreleri ile elektronik tebligatla öngörülen bes günlük teblig süresi arasindaki bariz farklarin kimi mükellefler yönünden bir esitsizlige yol açtigi açik oldugu gibi, Anayasal temeli olmayan bu teblig farkliligi nedeniyle uygulamada birçok magduriyetin çikmasi yüksek ihtimal dahilindedir. Bu yönü itibariyle de kuralin Anayasa’nin 10. maddesindeki esitlik ilkesini ihlâl ettigi anlasilmaktadir.

5. Iletisim çaginda kisilerin bilgisayar, internet, e-posta vb. kolayliklardan istifade etmeleri Devletçe tesvik edilebilirse de, bu konuda bir zorunluluk öngörülmesi Hukuk Devleti Ilkesi ile bagdasmaz. Gönüllülük esasi disinda böylesine bir icbar, öncelikle mükelleflerin bir bölümünde karsilik bulmamasi itibariyle hukuk disi bir külfete dönüsme riskini beraberinde tasiyacaktir. Dolayisiyle kural, bu yönü itibariyle de Anayasa’nin 2. maddesine aykiridir.

6. 4/1/2002 tarih ve 4734 sayili Kamu Ihale Kanunu’nun 65. maddesinin birinci fikrasinin (a) bendinde yer alan “Iadeli taahhütlü mektupla yapilari tebligatlarda mektubun postaya verilmesini takip eden yedinci gün… kararin istekliye teblig tarihi sayilir. ” hükmünün iptali istemiyle yapilan itiraz basvurusunda Anayasa Mahkemesi 27/9/2012 tarih ve E.2012/20, K.2012/132 sayili karariyla, kurali su gerekçeyle Anayasa’ya aykiri bularak iptal etmistir:

“… Tebligat, yetkili makamlarca birtakim hukuki islemlerin, bu islemin hukuki sonuçlarindan etkilenmeleri amaçlanan kisilere Kanuna uygun sekilde bildirimi ve bu bildirimin usulüne uygun olarak yapildiginin belgelendirilmesi islemidir. Usulüne uygun islemlerin kendilerine baglanan hukuki sonuçlari dogurabilmesi için muhatabina bildirilmesi gerekir. Usulüne uygun olarak yapilan tebligat, Anayasa’da güvence altina alinmis olan iddia ve savunma hakkinin tam olarak kullanilabilmesinin ve bireylere taninan hak arama hürriyetinin önemli güvencelerinden biridir. Itiraz konusu kuralda, kamu idareleri ve Kamu Ihale Kurumu tarafindan alinan kararlara iliskin tebligat, iadeli taahhütlü mektupla yapilmasi halinde mektubun postaya verilmesini takip eden yedinci gün, kararin istekliye teblig tarihi sayilmaktadir. Kendilerinden kaynaklanmayan ve kendilerine kusur izafe edilmesi mümkün olmayan sebeplerle posta hizmetlerinde yasanan bir gecikme sonucunda, kendilerine fiilen herhangi bir bildirim ve tebligat yapilmaksizin, haklarinda alinan kararlarin teblig edilmis sayilmasinin, ilgilerin kazandiklari ihaleye iliskin sözlesme yapmalari, Kanun ’un 56. maddesi uyarinca ihaleye karsi itirazen sikâyette bulunabilmeleri veya ihaleye karsi adli ya da idare makamlar nezdinde dava açabilmeleri gibi bazi haklarin kullanilamamasina neden olacagi açiktir. Bir baska ifadeyle, ulasmayan bir tebligat nedeniyle muhatabinin Kamu Ihale Kurumu’na süresinde basvuru yapamamasi, basvuru yapmis olsa dahi bu basvurunun süresinde yapilmadigi gerekçesiyle reddedilecek olmasi ve bu konuda açilacak bir davanin da ya da yargi mercileri tarafindan reddedilecek olmasi sonucunu doguracaktir. Bu durum tebligatin muhatabinin, kendisine izafe edilemeyen nedenlerle posta hizmetlerinde yasanan gecikme sonucunda, tebligatin içerigini ilgilendiren konularin esasina iliskin iddialarini adli veya idari makamlar önünde hiç bir sekilde ortaya koyamamasina neden olacaktir. Dolayisiyla, itiraz konusu kural, kendilerinden kaynaklanmayan gecikmelere karsi kisilere yeterince koruma saglamadigi için hukuki güvenlik ilkesine aykirilik olusturdugu gibi, kisilerin hak arama özgürlügünün özünü de zedelemektedir. Açiklanan nedenlerle itiraz konusu kural Anayasa’nin 2., 36. ve 13. maddelerine aykiridir. Iptali gerekir… ”

Basvurunun somutunda da, mükellefin bilgisayarinin arizali olmasi, kendisinin çalisma ofisinden bir süreligine uzakta bulunmasi vb. nedenlerle elektronik tebligattan haberdar olamamasi mümkün oldugu gibi; e-posta bildiriminden bes gün sonra tebligin yapilmis sayilacagi düzenlemesi, isaret edilen karardaki gerekçelerle mükelleflerin hukuki güvenliklerini ihlâl etmesi ve hak kaybina yol açici mahiyeti itibariyle ölçüsüz bulunmasi nedenleriyle, ayni zamanda Anayasa’nin 13. ve 36. maddelerine de aykiridir.

7. Açiklanan nedenlerle, kuralin Anayasa’nin 2., 10.,13., 36. ve 125. maddelerine aykiri olup iptali gerektigi kanaatine vardigimdan; çogunlugun aksi yöndeki kararina katilmiyorum.

Üye Serdar ÖZGÜLDÜR